Ressam Şerif Kino ile Söyleşi: “Benim İdolüm Don Kişot’tur”

1967 Mardin, Kızıltepe doğumlu ressam Şerif Kino, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirir. Sanatçı, üretimini ve yaşantısını Mardin’de sürdürürken yurt dışıyla da bağlantısını koparmaz. Resimlerinde renkler, boşluklar, geniş mekânlar ve insan figürleri dikkat çeker; Don Kişot ise sanatının adeta anahtar kelimesi olur. Birden fazla duyguyu harmanladığı resimlerinde yalnızlık, karmaşa, olağanlık ve olağan dışılık öne […]

Çağının Tanığı Bir Sanatçı: Ömer Muz ile Söyleşi

Ömer Muz 90’lardan itibaren İstanbul’un bozulmamış nostaljik dokusunu aktardığı izlenimci sulu boya resimleriyle öne çıksa da kariyerine 1970’li yıllarda yayın ressamlığı ile başlar. 80’lere doğru sinema sektörüne de yabancı filmlere hazırladığı Türkçe afişlerle katkı sağlar. Çizimini yaptığı yüzlerce afiş arasında Son İmparator (The Last Emperor, 1987), E.T. (1982), Yaratık (Alien, 1979), 13. Gün (Friday the 13th, […]

Gece, Karanlıkları Örter: Vincent’ı Sevmek

Vincent Van Gogh, Belçikalı ressam arkadaşı Eugéne Boch’a yazdığı bir mektupta[1] 1888 yılında resmettiği Starry Night Over The Rhone (Ren [Rhone] Nehri’nde Yıldızlı Bir Gece) tablosu için şu sözleri dile getirir: “Gece manzaralarını ve gece ortamının özelliklerini, gecenin gerçek karanlığı içinde ve yerinde tuvale aktarma sorunu beni her taraftan kuşatmakta.”  Ölümünden iki sene önce gelen […]

Paul Gauguin ve Pablo Picasso: Batılı Beyaz Adam’ın İlkel Dönemi

İlkel yaşama meraklı, uygarlaşma sürecini tamamlayamamış olanı egzotik nesneye dönüştürme niyetindeki ressam Paul Gauguin’in, Batı’ya Doğu’yu gösterme niyetiyle yaptığı resimlerinde oryantalist bir tavır içerisinde olduğu belirtilir. Akademinin karşısında duran, 19. yüzyılın sonlarında Doğu insanını sürekli yıkanırken, tembellik ve şehvet içerisinde resmeden Paul Gauguin’in resmini tanımlarken, Oryantalizmin ve Egzotizmin birleşimiyle ortaya çıkan Primitivizmi (ilkelcilik), benzer hislerle […]

Sürrealite, Yaşanmış Bir Sukut-u Hayalin Yansıması: René Magritte

Soyut kavramları temellendiren somut edinimler, kimi zaman bir sukut-u hayalden kimi zaman ise travmatik bir geçmişten kopamaz ve ait olduğu sanatçının ardından gelir. Henüz 13 yaşındayken intihara meyilli annesinin cesedinin nehirden çıkartılmasına şahit olan René Magritte bu esnada annesinin ıslanmış elbisesinin bir şekilde yüzüne yapışması imgelemini hayatı boyunca unutabilecek midir? Magritte’in beynindeki arka bahçe, bir […]